DOLAR 32,2515 0.22%
EURO 34,9487 0.28%
ALTIN 2.426,600,71
BITCOIN %
İstanbul
20°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Antalya Diplomasi Forumu 2024
24 okunma

Antalya Diplomasi Forumu 2024

ABONE OL
4 Mart 2024 00:33
Antalya Diplomasi Forumu 2024
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Antalya Diplomasi Forumu 2024’te düzenlenen “Enerji Güvenliğinde Değişen Paradigmalar” başlıklı panelde enerji jeopolitiğinde yaşanan paradigma değişiklikleri, Ukrayna’daki savaşın dünya enerji piyasaları ve enerji siyasetine etkileri, temiz enerjiye geçiş ve sıfır emisyon hedefleri ile enerji arzının kesintisiz, uygun fiyatlı ve sürdürülebilir biçimde sağlanmasında uluslararası işbirliği ve stratejik diyaloğun önemi ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forum kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Atlantik Konseyi Türkiye Temsilcisi ve İcra Direktörü Defne Sadıklar Arslan üstlendi.

Panelde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı Kamal Abbasov, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Romanya Enerji Bakanı Sebastian-Ioan Burduja konuşmacı olarak yer aldı.

Atlantik Konseyi Türkiye Temsilcisi ve İcra Direktörü Arslan, Ukrayna’daki savaşın küresel enerji piyasasında hızlı fiyat artışlarına ve belirsizliğe yol açtığını, ülkelerin enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye, sıfır emisyon kapsamında sürdürülebilir, erişilebilir ve yenilebilir enerji kaynaklarına yöneldiklerini söyledi.

Arslan, Türkiye ile Türkmenistan arasında 1 Mart’ta imzalanan Mutabakat Zaptı ve Niyet Beyanı’nın enerji güvenliği alanında önemli olduğunu vurguladı.

“Enerji üretim portföyünü değiştirirken dağıtım sistemini de değiştirmeniz gerekiyor”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Demircan, son 3 yılda yaşanan küresel olayların, iklim değişikliğinin, bölgesel çatışmaların, küresel ekonomik sorunlar ile tedarik zincirindeki sorunların eş zamanlı olarak enerji sektörüne darbe vurduğunu belirtti.

Türkiye’de iklim değişikliği sorunu nedeniyle sıfır emisyon hedefine uygun yeni enerji yaklaşımının benimsendiğini ve ulusal eylem planının hazırlandığını dile getiren Demircan, bu planla Türkiye enerji sektörünün dönüşümünün hedeflendiğini, 2002’den itibaren enerji sektörünün devlet tekelinden alınarak özel sektöre devredildiğini anlattı.

Demircan, enerji üretimi, dağıtımı ve ücretlendirmeyle ilgili yasal düzenlemelerin yapıldığını, Ulusal Enerji Eylem Planı’nın ikinci safhasına geçildiğini, 2035-2053 yılları için sıfır karbondioksit emisyonunun hedeflendiğini, Türkiye’deki elektrik üretim kapasitesinin 100 gigavat olduğunu, 2035’te yaklaşık 190 gigavata çıkarılmasının planlandığını kaydetti.

Yenilenebilir enerjinin dağıtım, depolama ve tüketici maliyetleri gibi zorlukları beraberinde getirdiğini, elektriğe erişimin insan hakkı olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’de 2035’e kadar üretimdeki yenilenebilir enerji kapasitesini büyük ölçüde artırmayı planladıklarını söyledi.

Demircan, Türkiye’nin yenilenebilir enerji üretim ve dağıtım planlarını açıkladığı konuşmasına şöyle devam etti:

“Burada bir paradigma değişikliği var, enerji üretim portföyünü değiştirirken dağıtım sistemini de değiştirmeniz gerekiyor çünkü yenilenebilir kaynaklar kesintiye uğrayabiliyor. Bunun için yenilenebilir enerji kapasitesinin çok iyi yönetilmesi lazım, akıllı şebeke gibi, talebin daha iyi yönetilmesi gibi, depolama kapasitesi gibi ilave ihtiyaçlar var.

Elektrik sektörünün yenilenebilir enerji dönüşümü konusunda bir başka ayağı da nükleer enerji. Türkiye’nin üç farklı nükleer enerji projesi var. Bunlardan birisinin inşası Akkuyu’da devam ediyor, diğer ikisi de farklı ülkelerle pazarlık aşamasında. Karbondioksit salınımımızı azaltmak için nükleer enerjiyi kapasitemize katmamız gerekiyor. Akkuyu, önümüzdeki sene devreye girecek, ticari üretime başlayacak ve 3 yıl içinde toplam 4,8 gigavatlık kapasiteye ulaşacak. Daha sonra da diğer projelerimiz başlayacak. 2053’e kadar yaklaşık 20 gigavatlık enerji kapasitesine ulaşmayı planlıyoruz. Aynı zamanda küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisi için farklı ülkelerle görüşüyoruz. 7,5 gigavatlık kapasiteyi portföyümüze eklemeyi planlıyoruz.”

Demircan, 2035’e kadar 6 gigavatlık doğal gaz üretimi, hidrojen depolama ve enerji verimliliği konusunda yatırım yapılacağını ifade ederek, “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın ilk safhası bitti ve tüm hedeflere ulaştık. İkinci safha için 10 milyar dolarlık yatırım ayırdık ve beklentimiz karbondioksit salınımını 2035’e kadar yüzde 15 azaltmak.” dedi.

Alandaki politikaların kazan-kazan prensibiyle oluşturulması gerektiğini vurgulayan Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’nin jeopolitik konumu gereği Avrupa’ya aktarabileceği enerji kaynaklarına sahip üs olabileceğini belirtti.

Demircan, sıvılaştırılmış gaz üretim ve depolama kapasitesinin artırılmasına yönelik planlamalar yapıldığını, Tuz Gölü Projesi’yle kapasitenin artacağını kaydetti.

İstanbul’da kurulacak ajans aracılığıyla doğal gaz piyasalarında borsa niteliğinde bir sistem geliştirileceğini ancak uluslararası finansman sorununun çözülmesi gerektiğini dile getiren Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’nin güvenli hatların tesis edilmesi halinde elektrik enerjisi iletiminde de merkez olabileceğini söyledi.

“Enerji politikaları, ideolojik veya siyasi konu görüldüğü müddetçe aynı dili konuşamayız”

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto da enerjinin ideolojiyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını söyledi.

“Enerji politikaları, ideolojik veya siyasi konu görüldüğü müddetçe aynı dili konuşamayız.” uyarısında bulunan Szijjarto, şunları ifade etti:

“Ülkemi Enerji Konseyinde temsil ettiğimde Avrupa’daki enerji tedariki tartışmalarının ideolojik çerçevede yürütüldüğünü gördüm. Eğer Avrupa’da enerji tedarikini fiziksel bir konu olarak konuşamazsak doğru ve sürdürülebilir, ülkelerimizin ve uluslarımızın faydasına olacak çözüm bulamayız.”

Bakan Szijjarto, enerji alımında kaynakların çeşitlendirilmesinin düşünülebileceğini ancak gaz veya petrol satın alabilmek için boru hatlarına muhtaç olunduğunu, hükümetlerin enerjinin satın alınacağı kaynağı ve taşıma güvenliğini sağlamakla yükümlü bulunduğunu kaydetti.

Szijjarto, AB’deki karar mekanizmalarının yaptırım kararlarının, Macaristan’ın enerji güvenliğini dahil olmadığı bir savaş için feda etmeye hazır olmadığını gösterdiğini savundu.

Macaristan’ın Rusya petrolünün aktarımında istisna olduğunu, bu nedenle AB’nin gaz nakli konusunda yaptırım uygulamadığını, Rusya’dan gelen bağlantının kesilmesi halinde ülkesinin ihtiyaçlarını karşılamayacağını dile getiren Szijjarto, mevcut boru hatlarıyla Rusya’ya alternatif bulunmadığı için bu ülkeyle enerji işbirliğinden, miktar, fiyat ve temin imkanları dolayısıyla memnun olduklarını söyledi.

Bakan Szijjarto, makul maliyetle çevreci elektrik üretimi için nükleer enerji kapsamında 50 yıldır Rusya’yla çalıştıklarını, ana ortakları Rusya olmasına rağmen alt yüklenicilerin Alman, Fransız ve Amerikalı olduğunu kaydetti.

Çeşitlilik açısından Romanya, Türkiye ve Azerbaycan’la gaz iletimi konusunda sözleşme imzaladıklarını söyleyen Szijjarto, Azerbaycan’ın da Gürcistan ve Romanya üzerinden yeşil enerji sağlayacağını vurguladı.

Szijjarto, inşa halindeki iki yeni nükleer santralle 4 bin 600 megavatlık kapasiteye ulaşacaklarını ve ülkesinin karbondioksit salınımının yıllık 17 milyon ton azaltılacağını, bu kapsamda “Nükleer Koalisyon” adıyla anılan Fransa, Romanya ve Çekya’yla işbirliği yapıldığını, Macaristan’ın batarya üretiminde dünya ikincisi olmayı planladığını söyledi.

Bakan Szijjarto, Azerbaycan, Romanya ve Gürcistan’la 1100 kilometrelik dünyanın en uzun elektrik hattı olacak projenin üzerinde çalıştıklarını, Türkiye’den gaz satın almayı ve Azerbaycan gazını da Türkiye üzerinden aktarmayı planladıklarını dile getirdi.

Romanya Enerji Bakanı Burduja da ucuz enerji ve güvenlik sağlanmadan ekonomik kalkınma ve büyümenin mümkün olmayacağını belirterek, güneş, rüzgar ve diğer yeşil enerji için 15 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını, karbondioksit salınımını azaltma amacıyla 2026 itibarıyla yüzde 1’in altına inmeyi planladıklarını ifade etti.

Burduja, “Neptun Deep Projesi”yle Karadeniz’deki 100 milyar kübik metrenin (bcm) üzerindeki rezervden yılda 18-20 bcm üretim kapasitesine ulaşarak Karadeniz’in ikinci büyük üreticisi olacaklarını, bunun için de yatırım bankaları ve Dünya Bankası kredileriyle doğal gaz altyapısı ve boru hatlarını geliştirmeye çalıştıklarını kaydetti.

Nükleer enerji kapsamında Rusya ile işbirliği yapmadıklarını, 1970’lerden itibaren reaktörlerle enerji ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirten Rumen Bakan, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adaletsiz olduğunu söyledi.

Burduja, yeşil enerji kapsamında kömürle üretim yapan tesislerini doğal gaza dönüştürdüklerini, Romanya’nın 2027’de 29 bcm’lik üretimle Avrupa’nın bir numaralı üreticisi konumuna geleceğini belirtti.

“Enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz üzerinden Avrupa’ya aktarılması planlanıyor”

Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı Abbasov da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığına teşekkür ederek, Gürcistan, Macaristan, Türkiye ve Azerbaycan arasında imzalanan, Slovakya ve SOCAR’ın da dahil olduğu anlaşmaların, enerji güvenliği alanında önemli olduğunu vurguladı.

Abbasov, Azerbaycan’ın doğal gaz rezervleriyle 2017’den itibaren gaz ihracatçısı konumunda olduğunu, yıllık 48 bcm üretimin 28 bcm’sinin ihraç edildiğini söyledi.

Azerbaycan’ın yenilenebilir enerji kaynakları konusunda da projeler yürüttüğünü ve güneş enerjisi alanında çalıştığını belirten Bakan Yardımcısı, ulaşılan yüzde 20 oranının 2030 itibarıyla yüzde 30’a çıkarılmasının planlandığını kaydetti.

Abbasov, Azerbaycan, Gürcistan, Macaristan ve Romanya arasında yeşil enerji odaklı anlaşma imzalandığını, Hazar Denizi çevresinde 247 gigavat kapasiteli proje yapılacağını, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan iktisat, ekonomi ve enerji bakanlarının üretilen enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz yoluyla Avrupa’ya aktarımı için çalıştıklarını dile getirdi.

Bakan Yardımcısı Abbasov, “Azerbaycan, TANAP, TAP ve Güney Gaz Koridoru üyesidir, enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz üzerinden Avrupa’ya aktarılması planlanıyor.” dedi.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’nın (COP29) kasımda Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılacağını anlatan Abbasov, ülkesinin ekolojik dengeyi bozmadan güvenli enerji üretimine dair uluslararası çabaların öncüsü olacağını vurguladı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
Kurumsal Mail Hizmetiantalya escortmatadorbethukuk forumDijital Pazarlama Ajansıgaziantep escort bayangaziantep escortkişisel bloghaberevden eve nakliyat fiyatlarıdeneme bonusu veren siteler 2023escort bayanwebmaster forum